Günün filmi: The Notebook
Günün şarkısı: Frank Sinatra- Moon River
Şu an ne yapıyor olmak isterdim? Yağmura rağmen Bebek'ten Hisar'a doğru yürümek. Yalnız, kulağımda müziğimle.
Günün mönüsü: Roka salatası yanında jumbo karides, domatesli fesleğenli makarna, tatlı olarak tabii ki çikolatalı sufle :)
Günün kişisi: Barack Hussein Obama
7 Nisan 2009 Salı
The Trinity- Koza
O öyle olsa, o da öyle olsa, o da öyle olsa... herşey hallolacak.
Kozaya girdim çoktan. Bekliyorum.
Diyorum, uyusam ve unutsam.
Denesem başarsam.
Başaramazsam yine denesem.
Hep umutlu olsam, hep pozitif baksam.
İyiyi çeksem, kötüyü itsem.
Ve yetinsem elimdekilerle...
Sahip olmadığım günleri hatırlayarak.
İşti, aşktı, aileydi, gelecekti...
4 yapraklı yonca gibi,
Bir tanesi eksik olsa şans tamamlanmıyor sanki.
Hep de eksik olan batıyor gözüme.
Belki hepsinde eksikler var aslında, ama herbirini sadece belirli zamanlarda görüyorum.
Değişim, ilerleme?
Sabır istiyor, cesaret istiyor, güç istiyor.
Elde edilmesi zor şeyler için daha fazla sabır gerekiyor.
Ama daha fazla sabır da insanı daha çok zorluyor.
Oysa oluruna bıraksan, sabretsen, öncesinde sabretmeyi öğrensen, herşey daha kolay hallolacak.
Çünkü sonundaki ödül büyük, çok istediğin şey seni orada bekliyor.
Ama işte hepsinden önce harekete geçme isteği, güdülenme gerek.
Uyanmak derin uykundan, yırtmak kozayı, sarılmak hayatına...
Teslim almak yeniden, başkasına emanet ettiklerini.
Sonra da azmetmek, yılmamak, geri dönmemek hatta durmamak için sabır.
Sabredeceksin, gerekirse ağır ağır çıkmaya razı olacaksın merdivenleri.
Hayat (ve Tanrı) sevdiklerini daha çok sınarmış.
Kimileri de acıdan bile zevk alırmış bazen.
Geçmek ve kazanmak istiyorsan, dayanacaksın, bekleyeceksin.
İster acılarınla, ister hayallerinle geçireceksin bu günleri.
Ama bilmelisin ki geçecek.
Dönüşeceksin yaşadıklarınla ve zamanla.
Kozaya girdim çoktan. Bekliyorum.
Diyorum, uyusam ve unutsam.
Denesem başarsam.
Başaramazsam yine denesem.
Hep umutlu olsam, hep pozitif baksam.
İyiyi çeksem, kötüyü itsem.
Ve yetinsem elimdekilerle...
Sahip olmadığım günleri hatırlayarak.
İşti, aşktı, aileydi, gelecekti...
4 yapraklı yonca gibi,
Bir tanesi eksik olsa şans tamamlanmıyor sanki.
Hep de eksik olan batıyor gözüme.
Belki hepsinde eksikler var aslında, ama herbirini sadece belirli zamanlarda görüyorum.
Değişim, ilerleme?
Sabır istiyor, cesaret istiyor, güç istiyor.
Elde edilmesi zor şeyler için daha fazla sabır gerekiyor.
Ama daha fazla sabır da insanı daha çok zorluyor.
Oysa oluruna bıraksan, sabretsen, öncesinde sabretmeyi öğrensen, herşey daha kolay hallolacak.
Çünkü sonundaki ödül büyük, çok istediğin şey seni orada bekliyor.
Ama işte hepsinden önce harekete geçme isteği, güdülenme gerek.
Uyanmak derin uykundan, yırtmak kozayı, sarılmak hayatına...
Teslim almak yeniden, başkasına emanet ettiklerini.
Sonra da azmetmek, yılmamak, geri dönmemek hatta durmamak için sabır.
Sabredeceksin, gerekirse ağır ağır çıkmaya razı olacaksın merdivenleri.
Hayat (ve Tanrı) sevdiklerini daha çok sınarmış.
Kimileri de acıdan bile zevk alırmış bazen.
Geçmek ve kazanmak istiyorsan, dayanacaksın, bekleyeceksin.
İster acılarınla, ister hayallerinle geçireceksin bu günleri.
Ama bilmelisin ki geçecek.
Dönüşeceksin yaşadıklarınla ve zamanla.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)